New York semalarında yankılanan ve kulakları sağır eden o gizemli sonik patlamanın ardındaki sır perdesi aralandı. Patlamadan kısa süre sonra New Jersey’deki sakin bir evin çatısını delip yatak odasına düşen yaklaşık 1 kilogramlık meteorit, bilim dünyasında adeta bir bomba etkisi yarattı. Laboratuvarda incelenen taşın içinde, Dünya üzerinde bulunmayan ve “yaşamın kökenine” ışık tutan prebiyotik moleküller ile dış uzay kaynaklı amino asitler tespit edildi.
KÜKÜRT KOKUSUYLA UYANDI: HER YER TOZ İÇİNDEYDİ
Olay anında evde olan ve büyük bir şok yaşayan ev sahibi, gürültüyle irkilip ebeveyn yatak odasına koştuğunda tavanın delindiğini gördü. Odayı keskin, kükürt benzeri bir koku kaplamıştı; yatak, halı ve yerler ise tamamen siyah taş parçaları ve garip bir toz tabakasıyla örtülmüştü.
Bu noktada ev sahibinin sergilediği soğukkanlılık bilim tarihinin seyrini değiştirdi. Hiç vakit kaybetmeden eline tek kullanımlık eldivenleri geçiren ev sahibi, sıcak parçaları alüminyum folyoya sararak cam kavanozlarda koruma altına aldı. Bu hızlı refleks, uzaydan gelen bu nadir taşın Dünya atmosferindeki nem ve bakterilerle temas etmesini önleyerek, onu tarihin en saf meteorit örneklerinden biri haline getirdi.
YAŞAMIN YAPI TAŞI UZAYDAN GELMİŞ
SETI Enstitüsü ve NASA Ames Araştırma Merkezi’nden ünlü bilim insanı Peter Jenniskens liderliğindeki uluslararası ekip, örnekleri incelediğinde büyüleyici bulgularla karşılaştı. Nadir görülen CM1/2 tipi karbonlu kondrit sınıfına ait olduğu belirlenen meteoritin, Güneş Sistemi’nin erken dönemlerindeki yoğun tuzlu sıvılara maruz kalmış ilkel bir asteroitten koptuğu anlaşıldı.
Yapılan kimyasal analizlerde, taşın bünyesinde Dünya’daki yaşam formlarında daha önce hiç görülmemiş, tamamen uzay kökenli amino asitler bulundu. Bunun yanı sıra, yaklaşık yüzde 1.8 oranında karbon ve yüzde 0.07 oranında nitrojen içeren taşta, yaşamın temelini oluşturan magnezyum-organik bileşikler ve prebiyotik moleküller tespit edildi. Bu olağanüstü bulgu, milyarlarca yıl önce Dünya’ya çarpan benzer asteroitlerin, gezegenimize suyu ve yaşamı başlatacak organik kimyasalları bizzat taşımış olabileceği teorisini güçlendiriyor.
SAATTE 51.500 KM HIZLA GELEN MİSAFİR
Güvenlik ve kapı zili kameralarının yardımıyla yörüngesi saniye saniye izlenen meteorun, Asteroit Kuşağı’nın alt sınırından koptuğu belirlendi. Atmosfere saatte tam 51.500 kilometre hızla giren dev kaya, sürtünmenin etkisiyle yerden 35 kilometre yükseklikte parçalandı ve geriye kalan bu son parça Hillsborough kasabasındaki evin yatak odasına ulaştı.
2020’de Endonezya’ya düşen Kolang meteoritinden sonra insanlık tarihinde gözlemlenen ikinci CM1/2 düşüşü olan bu paha biçilemez parça, gelecekteki araştırmalar için New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi‘nde sergilenecek.

